Haberler & Bilgiler
Şarj Hizmeti Yönetmeliğinde Değişiklik

Şarj Hizmeti Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Değişiklik Yönetmeliği”) 23.03.2026 tarihli ve 33202 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu düzenleme ile Şarj Hizmeti Yönetmeliğinde (“Yönetmelik”) çeşitli maddelerde değişiklikler yapılmış, bu değişikliklerin önemli bir kısmı yayımı tarihinde yürürlüğe girerken, şarj istasyonlarına ilişkin belirli bir düzenlemenin ise 01.07.2026 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüştür.

Elektrikli araç ekosisteminde son dönemde gözlemlenen gelişim dikkate alındığında, şarj altyapısına ilişkin düzenleyici çerçevenin hem teknik hem de ticari boyutlarıyla yeniden ele alınmasının gündeme geldiği görülmektedir. Bu kapsamda, Değişiklik Yönetmeliği ile şarj ağı işletmeciliği faaliyetlerinin kapsamının genişletildiği; veri ve sistem güvenliği, kullanıcı deneyimi ve piyasa şeffaflığı gibi alanlarda yeni yükümlülükler ve standartlar getirildiği anlaşılmaktadır.

Yazımızda, söz konusu değişiklikler madde bazında ele alınmakta, ilgili düzenlemelerin kapsamı ile uygulamaya olası yansımaları, mevcut mevzuat çerçevesi içinde değerlendirilmektedir.

Amaç ve Kapsamın Genişletilmesi (Madde 1)

Yönetmeliğin kapsamına mobil şarj istasyonlarının açıkça dahil edilmesi, dikkat çeken ilk değişikliklerden biridir. Bu düzenlemenin, halihazırda sahada fiilen kullanılan ancak mevzuatta açık karşılığı sınırlı olan mobil çözümleri düzenleyici çerçeveye dahil etmeyi amaçladığı düşünülebilir.

Bu kapsam genişlemesinin, ilerleyen dönemde mobil şarj faaliyetlerinin lisanslama, denetim ve teknik standartlar bakımından daha net bir zemine oturtulmasına imkân sağlayabileceği değerlendirilebilir.

Tanımlar Maddesinde Sistematik Revizyon (Madde 3)

Tanımlar maddesinde yapılan değişikliklerin yalnızca teknik bir güncelleme olmadığı, aynı zamanda Yönetmeliğin uygulama alanını yeniden şekillendiren bir nitelik taşıdığı söylenebilir.

Öncelikle, Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi tanımında yer alan “Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi tarafından” ibaresinin çıkarılmasıyla birlikte, rehberin kurumsal referansının daha genel bir çerçeveye taşındığı görülmektedir. Bu değişiklik, teknik standartların belirli bir kuruma bağlı olmaksızın daha esnek yorumlanmasına imkân tanıyabilir.

Bunun yanında; Akıllı şarj sistemleri, Mobil şarj istasyonu, EPİAŞ, Ortak dolaşım (roaming) sözleşmesi, Şarj noktası (soketi) tanımlarının eklenmesiyle birlikte, özellikle dijitalleşme, veri yönetimi ve şarj ağları arası entegrasyon süreçlerinin mevzuat düzeyinde tanımlandığı anlaşılmaktadır.

Bu yönüyle değişikliğin, piyasanın teknik dönüşümüne paralel bir hukuki altyapı oluşturma amacı taşıdığı değerlendirilebilir.

Muafiyetlerin Kapsamının Netleştirilmesi (Madde 5)

Muafiyetler maddesinde yapılan değişiklik ile ticari faaliyet göstermeyen özel şarj istasyonlarına ilişkin hükmün kapsamı genişletilmiştir. Özellikle “kendi ihtiyacı için kurulan veya kurdurulan üniteler” ibaresinin eklenmesi, uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir.

Bu düzenlemenin, bireysel kullanım ile ticari faaliyet arasındaki sınırın daha belirgin hale getirilmesine katkı sağlayabileceği söylenebilir.

Lisans Süreçlerinde Şeffaflık ve Öngörülebilirlik (Madde 8 ve 11)

Lisans süreçlerine ilişkin düzenlemelerde iki önemli değişiklik öne çıkmaktadır.

İlk olarak, lisans bilgilerinin Resmî Gazete ’de yayımlanacağına ilişkin açık hüküm getirilmiştir. Bu düzenleme, lisanslı faaliyetlerin kamuya açıklığı ve piyasa şeffaflığı açısından önem arz edebilir.

İkinci olarak, lisans bedellerinin ödeme zamanına ilişkin önceki düzenlemede yer alan ve başvuru veya sonuç tarihine göre farklılık doğurabilen hükmün kaldırıldığı görülmektedir. Bir sonraki yıl için geçerli olacak lisans bedelleri her yılın aralık ayı sonuna kadar Kurul tarafından belirlenerek Resmî Gazete ‘de yayımlanacak ve Kurum internet sayfasında ilan edilecektir. Bu değişikliğin, uygulamada lisans bedellerine ilişkin belirsizlikleri azaltmaya yönelik olduğu düşünülebilir.

Lisansın Sona Ermesine İlişkin Bildirim Mekanizması (Madde 14)

Lisansı sona eren veya iptal edilen tüzel kişilere ilişkin bilgilerin Resmî Gazete ‘de yayımlanması ve Kurum internet sitesinde duyurulması yönünde açık bir düzenleme getirilmiştir.

Bu hükmün, piyasa oyuncularının lisans durumlarını daha yakından takip edebilmesine imkân sağlayabileceği ve sektörde şeffaflık düzeyini artırabileceği değerlendirilebilir.

Şarj Ağı Yapısının Genişletilmesi (Madde 15)

Şarj ağına ilişkin düzenlemelerde yapılan değişikliklerin, sistemin kapsamını genişlettiği görülmektedir.

Bu çerçevede, m.15/1’de yapılan değişiklik ile Şarj ağı kapsamına, şarj hizmetinin sunulması maksadı ile işletilen yazılım ve donanım desteği ile birden fazla şarj istasyonu arasında bağlantı kuran halka açık ve ticari faaliyet yürütülen özel şarj istasyonları ile mobil şarj istasyonları da eklenmiştir.

Ayrıca, m.15/2’de yapılan değişiklik ile halka açık şarj istasyonlarına ilişkin vurgu güçlendirilmiştir. m.15/6’nın eklenmesiyle mobil şarj istasyonlarındaki şarj noktalarının da asgari ağ yükümlülükleri kapsamında değerlendirileceği düzenlenmiştir.

Bu değişikliklerin, şarj altyapısının daha bütüncül bir yapı içinde ele alınmasını sağlamaya yönelik olduğu değerlendirilebilir.

Lisans Sahiplerinin Hak ve Yükümlülüklerinin Genişletilmesi (Madde 16)

Madde 16’da yapılan değişiklikler, şarj ağı işletmeciliğinin ticari ve operasyonel boyutunu doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.

Bu kapsamda lisans sahiplerine; şarj ağını kullanıma açarak hizmet sunma, ortak dolaşım (roaming) sözleşmesi yapabilme, kullanıcıya fatura düzenleme ve bedel tahsil edebilme, mobil şarj istasyonu işletme haklarının tanındığı görülmektedir.

Buna karşılık, roaming sözleşmelerinin 30 gün içerisinde Kuruma bildirilmesi yönünde yeni bir yükümlülük getirilmiştir.

Bu düzenlemelerin, piyasa entegrasyonunu teşvik ederken aynı zamanda Kurumun gözetim fonksiyonunu güçlendirmeyi amaçladığı düşünülebilir.

Veri Bildirimleri ve Yeşil Şarj (Madde 16/A)

Yeni yapılan düzenleme ile, yeşil şarj istasyonlarındaki şarj hizmetine konu elektrik enerjisinin tamamı için YEK-G belgesinin itfa edilmesi zorunlu olup şarj ağı işletmecilerinin veri akışını EPİAŞ üzerinden yayımlaması ve Kuruma bildirmesi öngörülmüştür.

Bu hükmün, özellikle karbon ayak izi ve sürdürülebilirlik politikaları bağlamında veri temelli bir izleme mekanizması oluşturmayı hedeflediği değerlendirilebilir.

Şarj Ağı Genişletme, Daraltma ve Mobil Şarj İstasyonları (Madde 17)

m.17’ye ilişkin değişiklikler incelendiğinde, şarj ağı yönetiminin daha dinamik, veri-temelli ve devredilebilir bir yapıya doğru evrildiği görülmektedir.

Öncelikle, başvuru süreçlerine ilişkin düzenlemede yer alan “şarj istasyonu eklemek isterse” ifadesinin korunmakla birlikte, başvuru kapsamında sunulacak bilgilerin kapsamı büyük ölçüde aynı kalmakla beraber, ikinci fıkraya eklenen hüküm ile bir değişiklik getirilmiştir. Buna göre, Kurum tarafından uygun bulunan şarj istasyonlarının serbest erişim platformunda “her bir istasyon için soket ve güç bazlı” yayımlanacağı açıkça düzenlenmiştir. Önceki düzenlemede bu detay seviyesinin açık şekilde vurgulanmadığı dikkate alındığında, bu değişikliğin şarj altyapısına ilişkin şeffaflığın artırılmasına ve kullanıcıların teknik kapasiteye dayalı tercih yapabilmesine imkân sağlamayı amaçladığı düşünülebilir.

Bunun yanında, en dikkat çekici yapısal değişikliklerden biri m.17/6’da getirilen yeni düzenlemedir. Bu hüküm ile ilk defa açık şekilde, bir şarj istasyonunun bir şarj ağı işletmecisinden başka bir şarj ağı işletmecisine devredilebilmesi mümkün hale getirilmiştir. Ancak bu devir işlemi, basit bir ticari işlem olarak bırakılmayıp Kuruma elektronik ortamda bildirim, Kurum onayı, ilgili şebeke işletmecisine bildirim ve son olarak mevcut olumlu görüş belgesinin iptal edilerek devralan işletmeci adına yeniden düzenlenmesi gibi çok aşamalı bir sürece bağlanmıştır.

Benzer şekilde, m.17/7 ile mobil şarj istasyonlarının işletilmesine ilişkin ayrı ve açık bir bildirim rejimi getirilmiştir. Buna göre, şarj ağı işletmecisinin mobil şarj istasyonu işletmek istemesi halinde, Kuruma önceden bildirimde bulunması gerekmekte olup, bu bildirim kapsamında faaliyet gösterilecek coğrafi alanlar ile şarj ünitelerine ilişkin teknik bilgilerin sunulması zorunlu hale getirilmiştir. Bu düzenlemenin, mobil şarj faaliyetlerinin sabit istasyonlardan farklı bir operasyonel yapıya sahip olduğu dikkate alınarak, bu faaliyetlerin daha yakından izlenmesini sağlamaya yönelik olduğu değerlendirilebilir.

Diğer taraftan, ikinci fıkrada yapılan ekleme ile getirilen soket ve güç bazlı yayımlama yükümlülüğü, dördüncü ve beşinci fıkralarla birlikte değerlendirildiğinde, Kurum veri tabanının ve serbest erişim platformunun daha ayrıntılı ve güncel veriyle beslenmesine yönelik bir yaklaşımın benimsendiği anlaşılmaktadır. Bu durumun, hem kullanıcı tarafında bilgiye erişimi artırabileceği hem de piyasa oyuncuları arasında karşılaştırılabilirlik yaratabileceği düşünülebilir.

Bilgi Güvenliği ve Teknik Standartlar (Madde 18)

Bilgi güvenliğine ilişkin yeni düzenleme ile yazılım ve sistemlerin TS ISO/IEC 27001 standardına uygun olması, veri güvenliği ve erişim kontrollerine ilişkin teknik tedbirlerin alınması zorunlu hale getirilmiştir.

Birlikte Çalışabilirlik ve Akıllı Sistemler (Madde 19)

m.19’a ilişkin değişiklikler incelendiğinde, mevcut düzenlemenin temelini oluşturan birlikte çalışabilirlik ve sistemler arası uyum yaklaşımının korunduğu; ancak özellikle eklenen 5’inci ve 6’ncı fıkralar ile bu yapının daha ileri bir teknik ve piyasa entegrasyonu boyutuna taşındığı görülmektedir.

Bu kapsamda, m.19/5 ile getirilen düzenleme, şarj altyapısının yalnızca fiziksel erişilebilirliği üzerinden değil, aynı zamanda enerji yönetimi ve şebeke verimliliği perspektifinden ele alınmaya başlandığını göstermektedir. Hüküm uyarınca, şarj istasyonlarında toplam gücün verimli ve etkin kullanımı amacıyla akıllı şarj sistemlerinin uygulanabilmesine imkân tanınmıştır. Bunun yanında, akıllı şarj sistemlerinin uygulandığı istasyonlarda anlık uygulanan güce ilişkin bilgilerin kullanıcılarla paylaşılması zorunluluğu, kullanıcı tarafında şeffaflığı artıran yeni bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu yönüyle düzenlemenin, yalnızca teknik optimizasyonu değil, aynı zamanda kullanıcı bilgilendirmesini de sistemin bir parçası haline getirdiği söylenebilir.

Diğer taraftan, m.19/6 ile getirilen düzenleme, birlikte çalışabilirlik kavramını bir adım öteye taşıyarak, özellikle ortak dolaşım (roaming) ilişkilerinin düzenlenmesine yönelik açık bir yetki çerçevesi oluşturmuştur. Buna göre Kurum, ortak dolaşım sözleşmeleri kapsamında yürütülen faaliyetlere ilişkin usul ve esasları belirleme ve bu kapsamda gerekli protokolleri tanımlama yetkisine sahip kılınmıştır. Bu düzenlemenin, farklı şarj ağı işletmecileri arasında kurulacak teknik ve ticari entegrasyonun daha standart ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulmasını hedeflediği düşünülebilir.

Bu iki yeni fıkra birlikte değerlendirildiğinde, m.19’un artık yalnızca teknik uyumluluğu sağlayan bir hüküm olmaktan çıkarak, şebeke verimliliğini gözeten, kullanıcıyı veri ile bilgilendiren ve şarj ağları arası entegrasyonu düzenleyen daha kapsamlı bir birlikte çalışabilirlik yaklaşımını benimsediği görülmektedir.

Sertifika (Madde 20)

m.20’de yer alan düzenlemeler genel olarak değerlendirildiğinde, sertifika mekanizmasının şarj ağı işletmecisi ile şarj istasyonu işletmecisi arasındaki hukuki ve operasyonel ilişkiyi tanımlayan temel araç olmaya devam ettiği; sertifikanın içeriği, kapsamı ve tarafların sorumluluklarına ilişkin mevcut çerçevenin büyük ölçüde korunduğu görülmektedir. Bu kapsamda sertifikanın; tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen, belirli bir şarj ağına bağlı faaliyet yürütülmesini sağlayan ve nihai sorumluluğun şarj ağı işletmecisinde kaldığını açıkça ortaya koyan bir yapı olduğu anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte, m.20/8 ile getirilen yeni düzenleme, bu mevcut yapıya önemli bir esneklik unsuru eklemektedir. Söz konusu hüküm uyarınca, şarj istasyonunda şarj ağı işletmecisinin markası ile, şarj istasyonu işletmecisinin kendi markasının da kullanılabilmesine imkân tanınmıştır. Önceki düzenlemede, şarj istasyonlarının marka kullanımı fiilen şarj ağı işletmecisinin markası etrafında şekillenmekteyken, bu değişiklik ile istasyon işletmecisinin ticari görünürlüğünün artırılmasına yönelik bir alan açıldığı görülmektedir.

Bu değişikliğin, sertifika ilişkisinin hukuki niteliğini değiştirmemekle birlikte, ticari model açısından daha esnek ve çok markalı bir yapıya geçişin önünü açabileceği değerlendirilebilir. Özellikle üçüncü kişiler tarafından işletilen istasyonlarda, işletmecinin kendi markasını da sahada görünür kılabilmesi, franchise benzeri ya da iş ortaklığına dayalı modellerin gelişmesine katkı sağlayabilecek bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır.

Ancak bu esnekliğin, sertifika kapsamında belirlenen yükümlülükleri ve şarj ağı işletmecisinin nihai sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı; dolayısıyla marka kullanımına ilişkin bu genişlemenin daha çok ticari ve pazarlama boyutunda sonuç doğurabileceği, hukuki sorumluluk dağılımında ise esaslı bir değişiklik yaratmadığı söylenebilir.

Şarj İstasyonu (Madde 21)

m.21 kapsamında yapılan değişiklikler incelendiğinde, mevcut düzenlemenin şarj istasyonlarının kurulumu, işletilmesi ve ölçüm altyapısına ilişkin temel çerçevesini koruduğu ancak özellikle yeni hükümler ile ölçüm, ödeme altyapısı ve kullanıcı erişimi bakımından daha standartlaştırılmış ve kullanıcı odaklı bir yapının hedeflendiği görülmektedir.

Bu kapsamda, m.21/5 ile getirilen düzenleme, şarj istasyonlarında elektrik tüketiminin ölçülmesine ilişkin teknik altyapıyı açık biçimde Elektrik Piyasası Ölçüm Sistemleri Yönetmeliği’ne bağlamaktadır. Önceki durumda ölçüm altyapısına ilişkin bu seviyede açık bir referans bulunmadığı dikkate alındığında, bu değişikliğin ölçüm sistemlerinde standardizasyonu artırmayı ve piyasa genelinde ölçüm doğruluğunu teminat altına almayı amaçladığı düşünülebilir.

Bununla birlikte, m.21/8 ile getirilen düzenleme, madde kapsamında en dikkat çekici yeniliklerden biri olarak öne çıkmaktadır. Buna göre, Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki otoyollarda yer alan ve şarj ağına yeni eklenen istasyonlarda, belirli bir güç seviyesinin (DC 50 kW ve üzeri) üzerindeki şarj ünitelerinde en az bir ünitede doğrudan ödeme imkânı sağlayan (kart okuyucu veya temassız ödeme altyapısı gibi) sistemlerin bulunması zorunlu hale getirilmiştir. Bu düzenleme ile, kullanıcıların herhangi bir üyelik, uygulama veya ek sözleşmeye ihtiyaç duymaksızın doğrudan ödeme yapabilmesine yönelik bir altyapının tesis edilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, bu ödeme yöntemleri için kullanıcıdan ilave bedel, komisyon veya fark talep edilemeyeceğinin açıkça düzenlenmiş olması, kullanıcı koruması bakımından önemli bir unsur olarak değerlendirilebilir. Söz konusu hükmün 01.07.2026 tarihinde yürürlüğe girecek olması da sektöre belirli bir uyum süresi tanındığını göstermektedir.

Şarj İstasyonunun Kurulumu (Madde 22)

m. 22’de yapılan değişiklikler incelendiğinde, şarj istasyonlarının kurulumu ve şebekeye bağlantısına ilişkin mevcut teknik ve mevzuatsal çerçevenin büyük ölçüde korunduğu; ancak başvuru süreçlerinin dijitalleştirilmesi, sürelerin netleştirilmesi ve şebeke işletmecisi takdir alanının belirli ölçüde sınırlandırılması yönünde önemli adımlar atıldığı görülmektedir.

Bu kapsamda, öncelikle OSB ve endüstri bölgelerine ilişkin yapılan atıf güncellemesi, bağlantı başvurularının artık daha güncel mevzuat çerçevesinde değerlendirileceğini ortaya koymakta olup, uygulamada birlik sağlanmasına yönelik teknik bir uyum değişikliği olarak değerlendirilebilir. Değişiklik öncesinde Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği ve dağıtım şirketi söz konusu iken yapılan düzenleme ile Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği ile Organize Sanayi Bölgelerinin ve Endüstri Bölgelerinin Elektrik Piyasası Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelik’in baz alınacağını ve ilgili şebeke işletmecisinin sorumlu olacağını görüyoruz.

Bununla birlikte, dikkat çekici değişiklikler m.22/5 ve m.22/6’da yoğunlaşmaktadır. m.22/5’te yapılan düzenleme ile, bağlantı taleplerinin kural olarak karşılanması gerektiği yaklaşımı güçlendirilmiş, yalnızca ilgili yönetmeliklerde sayılan istisnai haller dışında şebeke işletmecisinin olumsuz görüş verme imkânı sınırlandırılmıştır. Bu durumun, şarj altyapısının yaygınlaştırılmasını destekleyen bir yaklaşım olarak kurgulandığı düşünülebilir.

 m.22/6 ile getirilen düzenleme ise başvuru sürecinde daha köklü bir değişime işaret etmektedir. Buna göre, başvuruların elektronik ortamda yapılması zorunlu hale getirilmiş, şebeke işletmecisinin değerlendirme süresi beş iş günü olarak açık şekilde belirlenmiş ve olumlu görüş verilmesi halinde düzenlenecek belgelerin yine elektronik ortamda oluşturulacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, düzenlenen bu belgenin üç ay içerisinde Kuruma sunulmaması halinde geçerliliğini yitireceğinin açıkça düzenlenmiş olması, süreçlerin belirli bir takvim disiplinine bağlandığını göstermektedir. Bunun yanında, başvuruların reddi halinde gerekçelendirme yükümlülüğü getirilmiş ve bu gerekçelerin mevzuata aykırı olamayacağı belirtilerek idari takdir alanı sınırlanmıştır. İtirazların ise Kurul tarafından karara bağlanacağının düzenlenmesi, başvuru süreçlerine ikinci bir denetim katmanı eklendiğine işaret etmektedir.

Bu değişiklikler birlikte değerlendirildiğinde, m.22’nin artık yalnızca teknik bağlantı süreçlerini düzenleyen bir hüküm olmanın ötesine geçerek, başvuru süreçlerini hızlandıran ve dijitalleştiren, şebeke işletmecisinin değerlendirme sürecini daha öngörülebilir hale getiren ve yatırımcı açısından belirsizlikleri azaltmaya yönelik unsurlar içeren daha yapılandırılmış bir başvuru ve bağlantı rejimine yöneldiği görülmektedir.

Şarj İstasyonunun İşletilmesi (Madde 23)

m.23, şarj istasyonlarının işletilmesine ilişkin temel yükümlülükleri, hizmet sürekliliğini, kullanıcı haklarını ve işletmecilerin sorumluluklarını düzenlemektedir. Mevcut düzenleme çerçevesi korunmakla birlikte, yapılan değişikliklerle birlikte özellikle işletme faaliyetlerinin hukuki dayanağı ve saha uygulamalarına ilişkin bazı hususların daha açık hale getirildiği görülmektedir.

Bu kapsamda, m.23/1’de yapılan değişiklik ile şarj hizmeti sunan istasyonların faaliyetlerinin, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine tabi olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme ile şarj istasyonlarının yalnızca enerji mevzuatı kapsamında değil, aynı zamanda genel işyeri açma ve çalışma rejimi içerisinde de değerlendirilmesi gerektiği yönünde bir yaklaşımın benimsendiği anlaşılmaktadır. Bu durumun, özellikle yerel idareler ile olan izin ve ruhsat süreçlerinde uygulama birliğinin sağlanmasına katkı sunabileceği değerlendirilebilir.

Madde kapsamında ayrıca, halka açık şarj istasyonlarında hizmetin sürekliliği esası korunmakta, mücbir sebep veya lisans sahibinden kaynaklanmayan haklı sebepler dışında hizmetin kesintisiz sunulması gerektiği düzenlenmektedir. Bununla birlikte, otel, restoran ve alışveriş merkezi gibi işletmeler bünyesinde yer alan şarj istasyonlarının, ilgili işyerinin çalışma saatleri ile sınırlı hizmet sunabilmesine imkân tanındığı görülmektedir.

Can ve mal güvenliği açısından risk teşkil eden şarj istasyonlarının derhal hizmet dışı bırakılması yükümlülüğü devam etmekte olup güvenliğin yeniden tesis edilmesine kadar istasyonların kullanımına izin verilmemektedir. Bunun yanı sıra, eşit durumdaki kullanıcılara ayrım gözetilmeksizin hizmet sunulması ilkesi de korunmaktadır.

Kullanıcıların bilgilendirilmesine ilişkin yükümlülükler kapsamında şikâyet ve başvuru mekanizmalarına, şarj ünitesi tiplerine ve güçlerine ilişkin bilgilerin istasyon üzerinde veya yakınında açık ve anlaşılır şekilde sunulması gerektiği düzenlenmektedir.

Yeni eklenen m.23/6 ile ise, şarj hizmetinin fiilen sunulmasını engelleyen park ihlallerine karşı işletmecilere belirli yetkiler tanındığı görülmektedir. Buna göre, şarj ağı işletmecisi veya şarj istasyonu işletmecisi, elektrikli araçlara ayrılan park alanlarında şarj hizmetini engelleyecek şekilde araç park edilmesini önlemek amacıyla gerekli tedbirleri alabilecek, uyarı ve bilgilendirmelerde bulunabilecektir. Ayrıca, şarj hizmeti alan araçlar dışındakilerin bu alanlara park etmesini engelleyici kararların alınması için ilgili kurumlara başvuruda bulunulabileceği de düzenlenmektedir. Bu hükmün, özellikle yoğun kullanım alanlarında şarj altyapısının etkin kullanımını sağlamaya yönelik pratik bir araç olarak değerlendirilebileceği söylenebilir.

Fiyatlandırma ve İlan (Madde 25)

m.25, şarj hizmetine ilişkin fiyatlandırma serbestisi ile, bu fiyatların belirlenmesi, ilanı ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Mevcut sistemde fiyatların serbestçe belirlenebilmesine imkân tanınmakla birlikte, şeffaflık, karşılaştırılabilirlik ve kullanıcıların önceden bilgilendirilmesi ilkeleri korunmaktadır.

Bu kapsamda yapılan değişikliklerle birlikte, öncelikle fiyatlandırma kalemlerinin sadeleştirilmesi ve tekil bir fiyat yapısının esas alınması yönünde bir yaklaşımın benimsendiği görülmektedir. Buna göre, sunulan şarj hizmeti karşılığında, enerji birim fiyatı esas alınarak hesaplanan bedel dışında bağlantı bedeli, işlem başlatma bedeli veya ekipman kullanım bedeli gibi adlar altında ilave ücret talep edilemeyeceği açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin, kullanıcı açısından fiyat şeffaflığını artırmaya yönelik olduğu değerlendirilebilir.

m.25/2’de yapılan değişiklik ile şarj hizmeti fiyatlarına ek olarak rezervasyon ve işgaliye bedellerinin de ilan edilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Böylece yalnızca enerji bedelinin değil, hizmetle bağlantılı tüm mali unsurların kullanıcıya eş zamanlı ve erişilebilir şekilde duyurulması gerektiği anlaşılmaktadır.

m.25/4’teki değişiklik ile, fiyat farklılaştırmasının kapsamı daha net sınırlandırılmış olup yalnızca AC ve DC şarj üniteleri ile mobil şarj istasyonları arasında fiyat farklılaştırması yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemenin, aynı nitelikteki hizmetler arasında ayrımcı fiyat uygulamalarının önüne geçilmesine hizmet edebileceği söylenebilir.

m.25/7’de yapılan değişiklik ile halka açık şarj istasyonlarında uygulanan fiyatların, sadakat sözleşmesi kapsamında sunulan en düşük fiyatın belirli bir oranını aşamayacağı yönünde bir üst sınır mekanizması getirilmiştir. Buna göre, halka açık fiyatların, sadakat kapsamında sunulan en düşük fiyatın %25 fazlasını aşamayacağı düzenlenmiştir. Ayrıca, sadakat sözleşmesi kapsamında kullanıcılardan ayrıca üyelik veya benzeri adlar altında ilave bedel talep edilemeyeceği de hüküm altına alınmıştır. Bu yaklaşımın, fiyat farklılaştırmasının kullanıcı aleyhine aşırı sonuçlar doğurmasını sınırlamaya yönelik olduğu değerlendirilebilir.

m.25/11’de yapılan yeni düzenleme ile DC hızlı şarj ünitelerinde, kullanıcıya önceden bilgi verilmesi şartıyla, batarya doluluk oranı %85 ve üzerine ulaşan araçların şarj hizmetinin sonlandırılabilmesine imkân tanındığı görülmektedir. Bu hükmün, özellikle yüksek güçlü şarj noktalarında kapasite kullanımının optimize edilmesine yönelik bir araç olarak kurgulandığı anlaşılmaktadır.

m.25/12’de getirilen düzenleme ile ise lokasyon ve zaman bazlı dinamik fiyatlandırma (indirimli fiyat uygulaması) açıkça mümkün hale getirilmiştir. Buna göre, şarj ağı işletmecisi, istasyonun bulunduğu yer ve günün saatlerine bağlı olarak farklı (indirimli) fiyatlar uygulayabilecektir. Ancak bu durumda, uygulanacak fiyatın, şarj hizmetinin başladığı zaman dilimindeki fiyat esas alınarak kullanıcıya yansıtılması gerektiği düzenlenmiştir. Ayrıca bu indirimli fiyatların ilan edilmesi ve Kuruma bildirilmesi yükümlülüğü de korunmuştur.

Kullanıcı Şikayetleri (Madde 28)

 m.28 kapsamında yapılan değişikliklerle birlikte, kullanıcı şikayetlerinin yönetimine ilişkin sistemin dijitalleşme, anlık erişim ve hizmet sürekliliği ekseninde önemli ölçüde güçlendirildiği görülmektedir.

m.28/1’de yeni düzenleme çerçevesinde, öncelikle şarj ağı işletmecilerine 24 saat kesintisiz hizmet verecek şekilde ISO 18295 sertifikalı çağrı merkezi kurma veya bu hizmeti alma yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yaklaşımın, kullanıcı şikayetlerinin sadece alınması değil, aynı zamanda profesyonel standartlar çerçevesinde yönetilmesini sağlamaya yönelik olduğu değerlendirilebilir.

Bununla birlikte, şikâyet süreçlerinin yalnızca çağrı merkezi ile sınırlı kalmadığı; internet sitesi ve mobil uygulamalar üzerinden kullanıcıların anlık erişim sağlayabileceği, şikayetlerini iletebileceği ve takip edebileceği bir yapı kurulmasının zorunlu hale getirildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, sadakat sözleşmesi olsun ya da olmasın tüm kullanıcılara dijital kanallar üzerinden erişim imkânı sağlanması gerektiği açıkça ortaya konulmuştur.

Bir diğer önemli yenilik, kullanıcıya sunulan bilginin kapsamının genişletilmesidir. Buna göre, şarj ağı işletmecilerinin yalnızca şikâyet yönetimi değil aynı zamanda şarj ağındaki tüm istasyon ve soketlerin kullanım durumu, müsaitliği ve fiyat bilgilerini anlık olarak dijital platformlar üzerinden kullanıcıya sunması gerekmektedir. Bu düzenlemenin, kullanıcı deneyimini iyileştirme ve bilgi asimetrisini azaltma yönünde önemli bir adım olduğu söylenebilir.

Ayrıca, şikâyet ve taleplerin sonuçlandırılmasına ilişkin süre bakımından da netlik sağlanmış, işletmecilerin kendilerine iletilen başvuruları en geç 15 iş günü içerisinde sonuçlandırarak kullanıcıyı bilgilendirmesi zorunluluğu korunmuştur. Bu hükmün, hizmet kalitesi ve hesap verebilirlik açısından önemli bir standart getirdiği değerlendirilebilir.

Son olarak, bu kapsamda oluşturulan kayıtların bilgi güvenliği tedbirleri alınarak en az iki yıl süreyle saklanması yükümlülüğü korunmuş, böylece denetim ve izlenebilirlik boyutu da güçlendirilmiştir.

Serbest Erişim Platformu (Madde 30)

m.30’da yapılan değişikliklerle birlikte serbest erişim platformunun kapsamının genişletildiği ve özellikle veri şeffaflığı ile piyasa izlenebilirliğinin güçlendirildiği görülmektedir.

En dikkat çekici yenilik, platformda yayımlanacak veri setlerine ilişkin kapsamın genişletilmesidir. Mevcut yapıda istasyonların konumu, ünite tipi, soket sayısı ve fiyat bilgileri gibi temel verilerin paylaşılması öngörülmekteyken, yapılan değişiklik ile bu verilere ek olarak şarj istasyonlarında şarj hizmeti kapsamında tüketilen elektrik enerjisi miktarının da platform üzerinden yayımlanması zorunlu hale getirilmiştir. Bu düzenlemenin, yalnızca kullanıcı bilgilendirmesi değil, aynı zamanda piyasa verisinin bütüncül olarak izlenebilmesi açısından önemli bir adım olduğu değerlendirilebilir.

Bunun yanı sıra, şarj ağı işletmecilerinin platforma veri sağlama yükümlülüğünün kapsamı korunmakla birlikte, sunulan bilgilerin daha standartlaştırılmış, karşılaştırılabilir ve düzenli şekilde Kuruma iletilmesi yönündeki yaklaşımın güçlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, istasyonların teknik özellikleri, fiyatları, çalışma saatleri, bakım ve arıza bilgileri ile uygunluk durumlarının yanı sıra, yeni eklenen tüketim verisi ile platformun daha kapsamlı bir veri kaynağı haline gelmesi söz konusu olabilecektir.

Denetim ve Yaptırımlar (Madde 32)

m.32’de yapılan değişikliklerin, şarj hizmeti faaliyetlerinin denetiminde kurumsal koordinasyonu güçlendirmeye ve mevzuata aykırılıkların tespitinde izlenecek idari süreci daha net hale getirmeye yönelik olduğu değerlendirilebilir.

Bu kapsamda öne çıkan en önemli yeniliklerden biri, mevzuata aykırı şekilde şarj hizmeti temin edilmesi durumunda yapılacak bildirimlere ilişkindir. Önceki düzenlemede yer alan “vergi dairesi başkanlığı” ibaresinin kaldırılarak yerine “defterdarlık” ifadesinin getirilmiş olması, bildirim yapılacak mali idarenin terminolojisinin güncellendiğini göstermektedir. Bu değişikliğin, idari yapılanmadaki güncel organizasyon yapısına uyum sağlama amacı taşıdığı düşünülebilir.

Buna paralel olarak, ilgili şebeke işletmecisinin yalnızca Kuruma bildirimde bulunmakla kalmayıp aynı zamanda yetkili idare ile defterdarlığa da ihbarda bulunma yükümlülüğünün açıkça düzenlenmiş olması, denetim ve yaptırım süreçlerinde çoklu idari koordinasyonun güçlendirildiğine işaret etmektedir. Bu durum, özellikle lisanssız veya mevzuata aykırı elektrik temini faaliyetlerinin daha etkin şekilde izlenmesini ve yaptırıma konu edilmesini sağlayabilecek bir mekanizma olarak değerlendirilebilir.

Bilgi Güvenliği (GEÇİCİ MADDE 4)

Geçici Madde 4 ile getirilen düzenlemenin, mevcut şarj ağı işletmecilerinin bilgi güvenliği yükümlülüklerine uyumunu kademeli bir geçiş sürecine bağladığı görülmektedir. Bu kapsamda, hâlihazırda lisans sahibi olan şarj ağı işletmecisi tüzel kişilere, Yönetmeliğin m.18/2’de öngörülen yazılım ve sistem altyapısının TS ISO/IEC 27001 sertifikalı olacak şekilde kurulması için 1 yıllık süre tanındığı anlaşılmaktadır.

Bu düzenlemenin, bilgi güvenliği standartlarının sektörde yeknesak şekilde uygulanmasını sağlarken, mevcut işletmecilere teknik ve operasyonel uyum için makul bir geçiş süresi tanımayı amaçladığı değerlendirilebilir. Özellikle veri güvenliği ve siber güvenlik gerekliliklerinin artan önemi dikkate alındığında, söz konusu sertifikasyon zorunluluğunun sektörde kurumsal altyapının güçlendirilmesine hizmet edebileceği düşünülebilir.

Hizmet Kalitesi (GEÇİCİ MADDE 5)

Geçici Madde 5 ile, mevcut şarj ağı işletmecilerinin hizmet kalitesine ilişkin yeni yükümlülüklere uyumuna yönelik bir geçiş süreci öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Buna göre, yürürlük tarihi itibarıyla lisans sahibi olan tüzel kişilere, Yönetmeliğin m.28/1 fıkrasında düzenlenen yükümlülükleri yerine getirebilmeleri amacıyla 6 aylık bir uyum süresi tanınmıştır.

Bu düzenlemenin, özellikle kullanıcı şikayetlerinin yönetimi, iletişim kanallarının tesisi ve hizmet sürekliliği gibi alanlarda getirilen yeni standartlara mevcut işletmecilerin adaptasyonunu kolaylaştırmayı hedeflediği düşünülebilir. Böylelikle, hizmet kalitesi bakımından getirilen yeni yükümlülüklerin sektörde ani bir uyumsuzluk yaratmadan, belirli bir geçiş süreci içinde hayata geçirilmesi amaçlanmış olabilir.

Genel Değerlendirme

Genel olarak değerlendirildiğinde, yapılan değişikliklerin şarj hizmetlerine ilişkin düzenleyici çerçevenin kapsamını genişlettiği, özellikle dijitalleşme, veri yönetimi ve hizmet kalitesi alanlarında daha belirgin standartlar ortaya koyduğu görülmektedir. Bununla birlikte, fiyatlandırma, teknik yükümlülükler ve operasyonel süreçlere ilişkin getirilen düzenlemelerin piyasa aktörleri bakımından farklı etkiler doğurabileceği de değerlendirilebilir.

Öte yandan, söz konusu hükümlerin uygulamadaki yansımalarının ve sektöre etkilerinin, Kurum tarafından yapılacak ikincil düzenlemeler ve uygulama pratikleri ile daha netlik kazanması beklenebilir. Bu çerçevede, ilgili düzenlemelerin etkilerinin zaman içinde şekilleneceğini düşünüyor, sürecin gelişimini yakından izlemeye devam ediyoruz.

@Zeynep EMİROĞLU

Bizimle temasa geçin